Tenis Şöleni Bitti

Dolu dolu 15 gün… Ne de çabuk geçti değil mi? Ancak, bir müddet için de olsa güzelliklere, heyecana doyduk galiba!

Erkeklerde dünya sıralamasının  ilk dördü randevularına sadık kaldılar ve sıralama değişmedi: Djokoviç yine bir numara…

Kadınlarda bir numaranın bayrağı el değiştirdi ve epeydir ben geliyorum diyen Azarenka’ya nasip oldu.  Kvitova’ya şans tanıyanlar çoktu, fakat  Sharapova’nın  gazabından kurtulamayınca ancak yerini koruyabildi. Finalde hezimete uğrayan Sharapova ise bir üst sıraya çıktı. Asıl kaybeden, bu güne kadar hiç Grand Slam kazanamadan bir numara koltuğunda oturan Wozniachy oldu ve bir anda dördüncülüğe indi. Ancak kolay teslim olmadığı için daha hırslı olarak geri, dönmeye çalışacaktır. Anlaşılan güzel ve bol mücadeleli bir yıl bizi bekliyor.

 

Hem erkekler, hem de kadınlar, kadınlar finalini saymazsak,  galiba uzun zamandan beri ilk defa birbirlerine bu kadar yakın oyun oynadılar. Hepsi büyük tenis tekniğine ve kafasına sahipler, hepsi hırslı, hepsi cengaver… Tek farkları bazı durum ve anlarda ki ruhsal durumları ile cesaretleri. Olur olmaz toplarda inanılmaz hatalar ve inanılmaz toplarda neredeyse gözü kapalı cesur vuruşlar yapabiliyorlar… Ve durum bir anda değişebiliyor. Galiba bir iki yersiz ve zamansız hata ile bazı ani cesaret gösterileri her şeyi değiştirebiliyor… Yoksa hepsi de çok büyük oyuncular,

Bu da tenisin özelliği ve güzelliği işte…

 

TENİS KOMPLEKSLERİ

 

İzmir’de 2005 Universiade oyunları için yapılmış olan Ulusal Tenis Eğitim Merkezi - UTEM,  ardından Trabzon’da 11'inci Avrupa Gençlik Olimpik Oyunları için yapılan UTEM kopyası Beşirli Tenis Kompleksi ve şimdi de Mersin’de 17. Akdeniz oyunları için 20 Ocak’ta temeli atılan tenis kompleksi… Hayırlı olmasını diliyor ve kısa süre de daha önce de yazdığım gibi bu tesislerin tüm coğrafi bölgelerimize yayılarak sayıca 7’ye çıkarılmasını öneriyorum.

 

YÖNETİCİ

 

Gönüllü olarak bir spor kurumunun yönetmeye çalışan bir “Yönetici”nin ait olduğu kurumun geleceğini planlaması  ve  O’nu başarıyla  geleceğe taşıması gerekir. Bu yöneticinin en ulvi görevidir. 

Bunu yapabilmek için o kişinin  her şeyden önce kulübünü tanımış olması, tüzüğünü çok iyi bilmesi, soyunduğu görevin bilincinde olması, önemine  inanması,  belli bir birikimi yanında yeterli bir eğitimi ve vizyon sahibi olması, dünyayı izlemesi, kurumsallığa ve ekip çalışmasına önem vermesi, bilime –teknolojiye - uzmanlığa saygı duyması, özveriyle çalışması, takipçi olması, herkese eşit mesafede durup ekibini ve başta üyeleri olmak üzere ilgili çevresini müşterek hedeflerine motive ederek her bakımdan yönlendirmesi gerekir.

Başarı başka türlü gelmez…

 

01 Şubat 2011 - Yeni Asır - Necdet Kestelli

Türkiye Tenis Federasyonu
Click for English
Click for English
  • TAKIM ŞAMPİYONALARI
    Bir haftalık tenis şöleni bitti: kazanan oyuncuları ve kurulan takımları kutluyorum. Kimle konuştuysam çok çok iyi vakit geçirip, çok eğlendiklerini duydum ve çok mutlu oldum. Aklım da zaten...
    Devamı İçin..
  • 30 EYLÜL 2002
    Yeni Asır gazetesinde 9 Ekim 2002 tarihinde yayınlanmış  ilk  “Tenis Gündemi” yazımı bu tarihte yazmışım... Neredeyse 10 yıl önce… Evet, tenisle haşır ve neşir,  yazarak bir on...
    Devamı İçin..
  • BİR KULÜP Kİ!
    Bizi yetiştirenler bize bilgilerimizi, görüşlerimizi ve tecrübelerimizi her zaman paylaşmamızın gerekliliğini öğretmişlerdi … Şimdi, düşlerimizi de  paylaşarak yaşamın güzelliklerine...
    Devamı İçin..
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 14
  • 15
  • 16
  • 17
  • 18
  • 19
  • 20

İZLEYİCİLER 2003 YILINDAN

Haberlere Ait Arşivimize Ulaşmak İçin Tıklayın...