Furkan Erbay
Marsel dersleri
Çıktı, oyununu oynadı, çözüm üretmeye çalıştı, mahalledeki küçük çocukların futbol maçlarında sıkça kullandığı argo tabiriyle, 'ağlamadı'. Bu yenilgiyle, önümüzdeki dönemde çok iş yapacağını ve daha işin başında olduğunu gösterdi. ATP'nin muhabiri McPherson'a konuşurken ne demişti; 'En az 10 yılım var önümde. Uzun süre daha kortlarda olacağım'... Biz de keyifle izleyeceğiz onu, avuçlarımız patlayıncaya kadar alkışlayarak.
Bu turnuvayla öğrendiklerimizi maddelemeden önce, daha önce de sıkça dem vurduğum bir konuda yine saçma sapan açıklamalar/yorumlar yapanları gördük. Onlar söyledikçe, ben de karşısında durmaya ve her seferinde bu saçmalıkları yüzlerine vurmaya devam edeceğim. Sorun, şu kan meselesi.
Ahmet Çakar, futbol geyiğinin kuş-karga muhabbetine kadar geniş bir yelpazeye uzandığı programda, tenise de el atıp 'Kim kardeşim bu devşirme? Bana bir tur geçip gelmesin. Federer'i mi yenmiş de abartıyorsunuz?' yorumunda bulunmuş. Tebrik ediyoruz, kendisine hiç bir lafımız yok. Raul, Shaq ve iç çamaşırı gibi bilumum mevzuları ortada olduğu için 'geyiktir' deyip geçiyoruz.
Ancak bu üstadın engin fikirlerinden feyz alıp 'devşirme'nin üzerine basanlar ile benim sorunum. Marsel'e aşağılamak için 'devşirme' diyenlerle, ölçtürelim bakalım kanlarındaki 'Türk' alyuvarları, kaçta kaç çıkacak? Türk tarihinin en önemli kentlerinden biri Semerkant'ta doğmuş, 'Orta Asyalı Kültigin' Marsel mi, yoksa kültür ve etnisite mozaiği katmerli Anadolu'dan soyunun tam olarak nereye gittiği belli olmayan o arkadaşlar mı daha Türk?
Danimarkalı Caroline Wozniacki'nin maçlarına dikkat ediniz. Hep Polonya bayrağı var tribünlerde değil mi? Annesi Polonya milli takımında oynamış bir voleybolcu olan Caroline, Danimarka'da vatan haini zaten! 'Yürü memleketine kafir' diye kovuyorlar kızı. O yüzden Monte Carlo'ya yerleşmiştir, emin olunuz.
Marsel'in yaptıkları, bu kıymet bilmez - ve de hastalık boyutunda kıskanç - insanlara fazla. Onlar future'ların tozunu attıran özbe öz Türk tenisçilerine layıklar.
Sert ve uzamaya müsait girizgahtan sonra gelelim aldığımız derslere.
1. ÇALIŞMAK, ÇALIŞMAK. Düzenli bir şekilde çalışarak zayıf taraflarını geliştirmek için sürekli çabalamak. Çoğu oyuncumuzda görülen önemli bir eksiklik. 'Sessiz çocuk' Marsel İlhan, sadece çalışarak, daha çok çalışarak buraya geldi. Daha da ileriye gidecekse, bu özelliği sayesinde gidecek.
2. HEDEF KOYMAK. Her aldığı başarının ardından, şunları yaptım demek varken bununla yetinmeyip yeni bir hedef koymak, profesyonel tenisin en önemli itici gücü. 50 bin kazandıktan sonraki demecinde 'İlki başardım, ne güzel' demecinin yerine 'Bir sonraki şampiyonluğum 100 binlik olacak' diyebilmek asıl mesele. Christophe Rochus'ü yendikten sonra 'İlk 50'ye girebileceğimi biliyorum' ifadesi de aynı doğrultuda bir yansıma.
3. HER YENİLGİDEN DERS ÇIKARMAK. Genç raket, yenildiği maçları bir 'katkı' olarak görüp kendisini geliştirmek için çabalıyor. Aynı oyuncuya iki kez yenilmeme düşüncesine ve rövanş duygusuna sahip. Gilles Müller'e iki kez kaybettikten sonra, 'Amerika Açık elemesinde Müller'i istiyorum' diyerek iddiasını ortaya koyuyor.
4. RAHAT OLMAK. Grandstand'daki Marsel'i gördünüz. Sakin, baskıyı azaltan, oyuna odaklanan bir tarz. Profesyonellikte en gerekli karakter özelliklerinden birisi. Her turnuvada bu karakterini daha da zenginleştiriyor.
5. ÇÖZÜM ÜRETMEK. John Isner gibi sıradışı özelliklere sahip bir oyuncuya karşı daha net gördük. Standart oyun planınızı rakibe göre maç içinde revize edebilmek, varyasyon üretebilmek ve yeni koşullar için yeni çözümler bulmak, pek çok yerli tenisçiye ders olmalı.
Furkan Erbay

-
Marsel dersleriAmerika Açık'ta dört maç kazanarak farklı bir boyuta geçen Marsel, hepimize yeni ufuklar açtı. İlk tur maçını kazandıktan sonra nasıl bir güven kazandığını, daha önce hiç görmediği...Devamı İçin..
-
Başka Derdin OlmasınKonumları, oyun tarzları ve geçmişlerinin yarattığı beklentiler nedeniyle otoriteler ve seyircilerin büyük çekişme beklediği tenisin bazı ‘büyük’ eşleşmeleri, çekişmeden uzak kaldı....Devamı İçin..
- 1
KİMLER SİTEDE
Şu anda 5 konuk çevrimiçi
İZLEYİCİLER 2003 YILINDAN
YAZARLAR
|
Fenerbahçe Şampiyon |
| Bekir Emre | |
|
Kazananı Uluç, kaybeden Enka! |
| Cahit Yavuz | |
|
İstanbul Cup'ta direktör krizi |
| Cem Çetin | |
|
Tenis Faydalıdır. Çünkü…..! |
| Ebru Kalay | |
|
Çalışmadan olmuyor |
| Engin Kratzer | |
|
Fransa Açık Galibi Kuznetsova’yı Çim Korta Geçiş Endişelendiriyor |
| Eren Çelik | |
|
Uzlaşma sanatı... |
| Erkan Bayazıtlı | |
|
Tenis, Hatıralar ve İzdüşümleri |
| Evren Tok | |
|
Davis Cup ve Fed Cup’ta Türkiye |
| Fahri İkiler | |
|
Marsel dersleri |
| Furkan Erbay | |
|
İnanılmaz Hakem |
| Gül Mijgar | |
|
Bir Şampiyonanın Ardından... |
| Gülay Şentay | |
|
Yağmuru Trabzon'un |
| Gülberk Gültekin Salman | |
|
Trabzon’da Tenis Gelişiyor |
| Havva Bilgin Türedi | |
|
Rüyalar Gerçekleşebiliyor |
| İnga İpeker | |
|
Başlarken |
| Mehmet Bilen | |
|
MARSEL-İM... |
| Mete Yaylalı | |
|
“İZMİR CUP”, İZMİRİNDİR… |
| Necdet Kestelli | |
|
Anadolu Kuluplerinde Tenis Oynamak |
| Nüket Özgenç | |
|
63 yıllık TED Open |
| Yavuz Kocaömer | |
|
Seni Seviyorum |
| Yurdanur Özer | |
|
Umutluyum |
| Zeynep Sezerman | |
|
Karavanlı Tenisçi Kızın Verdiği Ders |
| Ziya Işıküstün | |




23°C